Tür: Fotoğraf

Güzel zamanlar / ODTÜ

Yenilgi

Geçen zaman insana çok şey öğretiyor. Bu dünyadan geçiyoruz bir şekilde. Karar verme aşamalarında hiçbir zaman çok düşünmedim. İstişare yaptım ama önünü arkasını çok hesap etmedim. Yollar bir şekilde ayrılıyor birbirinden. Hayatın merkezinde biz yokmuşuz, bir köşesinde öylece duruyormuşuz gibi. Yetinmiyoruz ve üzülüyoruz çoğu zaman. Hep bir sonrakine, hep daha ötesine, uzak olana meylediyoruz. İnsanlar hakkında kolay karar veriyoruz. Kolay siliyoruz hayatımızdan, merkezinde olduğumuzu sandığımız hayatımızdan. Yollar ayrılıyor, yollar birleşiyor. Zaman geçiyor, yolun kendisi biz oluyoruz. Yoruluyoruz. Ne kadar istemesek de, nefesimiz bir yere kadar yetiyor. Bir nefes, bir nefes daha. Sonrası karanlık. Yaşadığımız hayatın kıymetini ne kadar biliyoruz? Bize emanet edilene ne kadar sahip çıkabiliyoruz? Muamma. Bazen kendime çok kızıyorum. Yetinmiyorum elimde olanla. ‘Farkında olmadan farkı istiyorum.’ Farkında olmadan çizilmiş hayatım, dönüp geçmişe baktığımda anlıyorum. Şükürler olsun. Dilinde küfür olandan mücahit olmaz. Korkan adamdan Hamza olmaz. Gideceksin oraya ve hakkı söyleyeceksin. Az olsan da öz olacaksın, mert olacaksın. Yalanın gölgesi bile bulaşmayacak sana. Yenileceğini bilsen bile, hak yoldan ayrılmayacaksın. Sen yenildikçe büyüyecek zaferler. Bir bak etrafına, kaç kişi gerçekten arkadaşın? Kaç kişi günün herhangi bir zamanında sadece Allah rızası için arayıp soruyor seni? Kaç kişi menfaati olmadan senin yanında duruyor? Bazı yalnızlıklar çok kıymetliymiş, geçen zamanın ardından anlıyorum. Ahir zaman. Ahiret kardeşi. Ahiret kardeşim diyebileceğin biri var mı etrafında? Nefret kalbi öldürür, kin kalbi kapkara eder. Dua edelim birbirimize, dua edelim ki Allah ayaklarımızı hak üzere sabit kılsın, kalplerimizden korkuyu kaldırsın.

Salvo

+Bu hayatta neden yaşıyorsun?
-Allah’ın rızasını kazanmak için ama yaptığım işler çoğu zaman tam tersi oluyor. Şu an olduğu gibi.

+Biraz konuşalım mı?
-Konuşalım. Kaç yıl yaşayacağımı bilmiyorum. En fazla yaşayan 100 yıl yaşıyor zaten. Şurada ortalama 40 yılım kaldı. 40 yıl sonra hepimiz hiç bitmeyecek olana gideceğiz. Kimimiz için iyi olacak, kimimiz için kötü. Sabretmek, bir işi sonuna kadar götürmek yani sebat göstermek bu kadar zor olmamalı. Bir insanın nefsine hakim olması bu kadar zor olmamalı! Bugün, tam şu an yeniden başlamaya cesaretin var mı? Verdiğin sözü tutacak kadar delikanlı mısın? Giden gitti, gelen bir şekilde gelecek. Senin yapmaman gereken şeyler belli. O kadar belli ki, dönüp sığınacağın bir tane liman yok. Kendini kandırma. Eğer bugün başlamazsan, bir daha hiç başlayamayacaksın. Freni patlamış kamyon gibi gidiyorsun, sürükleniyorsun. Seni senden daha iyi tanıyan birisi yok. Tedavin, reçeten belli. 3 altın kural: az uyumak, az konuşmak ve az yemek.

+Bugün milat olsun mu?
-Olsun. Tarık Tufan ‘Kraliçenin Pireleri’ kitabında ‘Allah yeniden başlayanların yardımcısıdır’ diyor. Bugün suyun yönünü değiştirelim. Bugün son verelim olmaması gereken her şeye, bugün yeniden başlayalım.

Kuşlar

Gel

O köy evlerinin birinde olmak isterdim. Başımı koyup yastığa, uyumak isterdim. Bir ışık yanıyor, birçok ışık sönüyor. Ne gündü ama. İnsan ne kadar karmaşık hisler yaşıyor. Bugün biraz farklıydı diğer günlerden. İyi mi oldu? İyi oldu. Yetişemedik, belki de hiç yetişemeyecektik. Siz hiç hissettiklerinizi gömmek zorunda kaldınız mı? Biz kaldık. Beş kişiyiz biz, beş dost, beş kardeş. Hayatımızın bir köşesinde hep hüzün var. Olsun. Şükürler olsun. Gitmek yorulur mu hiç. Gidelim, iki çift göz, bir tek kalp. İnsan insanın sığınağıdır. Gel. Gel ki gitmelerin bir anlamı olsun. Gel ki mesafelerin bir hükmü kalmasın. Gel ki şarkılar mânâ bulsun, şiir olsun hayat. Bir insana inanmakla başlıyormuş ya her şey, bir insana yetişememekle bitmesin. Sana anlatacak ne çok umudum var, sana susacak ne çok hayalim var.

Ankara’ya doğru – 02:47

Son / ODTÜ

İki Şehir Arasında

Olmayacak gibiydi ama oldu, bitti. Ben şimdi iki şehir arasında bilmediğim bir yerden yazıyorum bu satırları. Dönüp bakar mıyım, emin değilim. Çok zaman geçti. İlk defa bu kadar uzun sürdü. İlk defa bu kadar çok özlediğimi fark ettim. Seneye mezun oluyorum. İnşallah. Zaman ne çabuk geçiyor. 4 buçuk sene olmuş. Ankara’nın neredeyse çok az yerinde anım var. İstanbul’da da öyle. Ben galiba biraz göçebeyim. Yoruluyorum. Bu kadar değişkenlik beni yordu, yeni farkına varıyorum. Yorulmak deyince Hasan Tahsin hoca aklıma geliyor. “O kelime yok!” Yok o kelime. Dersler gelip geçiyor. Galiba bitecek. Bitecek Allah’ın izniyle. Arkadaşlarımı çok özledim. Benim şehit olan bir arkadaşım var, beraber gezdik İstanbul’u, beraber yemek yedik, beraber çay içtik. O şehit oldu, ben olamadım. Bir rüya insanın hayatını ne kadar değiştirir? Bir günahta ısrar etmemenin derecesi nedir? Ne zaman içim rahat edecek? Güzel sorular. Geçmişte yaptığım bazı şeyleri yapmamayı isterdim. Söylediğim bazı şeyleri söylememeyi isterdim. Dedim ya daha önceden, yoldayız, yürüyoruz, yolculuk kendi içimize. Öyle. Yolculuk yapmayı çok seviyorum. Sürekli yolculuktayız zaten. Nereye gittiğini, nereden geldiğini unutmayanlardan oluruz inşallah. Olur muyuz? İnşallah.

10 Yıl Sonra

Değişiyor değişmekte olan. Rüyalar önemlidir, herkese yapılmaz uyarılar. Okyanusta yarısı batmış bir gemi düşün. Batmış ama su almıyor. Anlıyor musun? Ben şimdi nasıl anlatayım, bilmiyorum. İki şey var. Vazgeçersen; kurtulacaksın, sen de biliyorsun. Bugünü hatırlarsın, 10 yıl sonra.