Gökyüzü / ODTÜ

Kalem

Defter. Kağıt. Kalem. Günlük tutmaya başladım. Yatağımın yanındaki cepte duruyor.
Bunu niye yazdım bilmiyorum. Her gün yazamıyorum ama olsun. Bazen yazmaya cesaret edemiyorum. Korku değil bu, başka bir şey.
Bilirsin. Bilir misin? Bence bilirsin. Kendinle konuşur gibi. Her şeyi herkese anlatamazsın, kendine bile anlatamazsın.
Zülüf dökülmüş yüze. Mendilimin yeşili. Sana hiç olmadı mı? Bana çok oldu. 4 gündür olmuyor. Tam 4 gündür yapamıyorum.
Yapamıyorum diye bir şey yok. Bak, bugün oldu. İnşallah olmuştur. Bir şeyi yapman gerekiyorsa ertelemeyeceksin. Neyse. Bunu sonra konuşuruz.
Burayı da zaten günlük gibi kullanıyorum. Kendime yazıyorum, ileride bir gün dönüp bakarım diye.
Her şeyi yazmıyorum ama. Her şey yazılmaz. İnsanın özeli diye bir şey var, değil mi?
Günlük tutmaya başladım o yüzden.
Anlatınca geçmiyor geçmemekte olan.
Yazınca iyi olur belki, bakalım.
Hava soğuk, hava bıçak gibi. Soğuğun iyi gelmediği zamanlardayız.
Mesafe. Mektup. Bilet. Güzel zamanlardı. Yani en azından ben öyle düşünüyorum.
Siz öyle düşünmüyorsunuz. Çok gülüyorsunuz. Çok… Yazmayayım gerisini.
Vurun yüzümüze; vurun ki, kendimize gelelim.
Yalan yok. Yalan söyleyen adam bizden değildir. Delikanlı olmak lazım.
Düzenli olmak iyidir. Vaktinde olması en güzelidir. Kafamızın içi dağınık, bu da iyidir.
Görüşürüz.