Gün Batımı / İstanbul

Bir İnsana İnanmak

Zaman çabuk geçmesin diye uyumadığımız günler oldu. O günlerde zaman hep çabuk geçti. İçimizin çok sıkıldığı zamanlar oldu. İşi gücü bırakıp birbirimize sarıldık. Bir sürü insan tanıdım. Bir sürü insanı tanıyamadım. Bir sürü insanı tanımak istemedim. Yanlış kurulan bir cümlenin geriye dönüşü olmadı hiçbir zaman. Gözlerin gözlere değmediği muhabbetlere yarım kaldım hep. Ben seni hiç gitmediğin yerlerde bekliyorum. Bize gitmek yazılmış. Burada gün yeni doğuyor, bembeyaz bir ışık doluyor bütün karanlıklara ve senin bundan haberin yok. Senin bundan hiç haberin olmayacak. Siz hiç 16 ile 16’yı çarpıp 96 buldunuz mu? Esat öyle buluyor, o kadarını öğretmişler şimdilik. Bize öğretmedikleri ne çok şey varmış. Yarım kalınan muhabbetlerde anladım hep. 6 saat oldu galiba. 6 saattir yoldayız. 22 yıldır yoldayız. Yoldaki mühendis. Siz hiç bir kitaba kendinizi hazırladınız mı? Ankara’ya gün doğuyor. En şerefli kavga. “Senin orada kendini koruyabilmen cihaddır.“ Kendini koruyabilenlerden, korunanlardan oluruz inşallah. O kapıda beni öylece beklettiklerinde anlamıştım bu hayatın ne kadar acımasız olduğunu. “O seni bir yetimken seçip barındırmadı mı?“ Geçen cuma dinledim, Allah’ın en sevdiği kulu işlediği bir günahtan tövbe edip, ondan artık sakınan, o günahta ısrar etmeyen gençmiş. Az kaldı. Hissediyorum çok az kaldı. Başını çevir beyazın olduğu yöne, önceden planladığın hiçbir cümleyi kuramayacaksın. Hep yarım kalacaksın, hiçbir şey öyle kolay düzelmeyecek ama sen ayak diremekten vazgeçmeyeceksin. Dönüp tekrar okumak istemeyeceksin çünkü en çok sen biliyorsun, yanlış kurulan bir cümlenin geri dönüşü olmayacak.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.