Kadir Gültekin – Sayfa 5 – "Azınlık olmak iyidir."

Hollandalı bir asker / Tarık Samarah

United Nothing

Oğlu, torunu, yeğeni, kardeşi, kocası… Ailesinden geriye tek bir erkek kalmamış. Sırplar, Temmuz 95’te yaptıkları o kahrolası soykırımda tamamını şehit etmişler. Hatice Anne yayında, ayağında plastik terlikleri, başında beyaz başörtüsü ve gözünde yaşlarla bize ‘Dünya erkeklerimiz öldürülürken, çocuklarımız katledilirken sessiz kaldı. Çünkü biz Müslümandık. Bizim yokluğumuz onlar için hiç de dert değildi’ dedi.

Bu cümleler üzerine yayını birlikte yaptığımız sevgili Ümit Sönmez ağabey ile sadece sustuğumuzu ve gözyaşlarımızı bastırmak için insanüstü bir gayret sarf ettiğimizi dün gibi hatırlıyorum.

Dün, bu kahrolası soykırımın 19. yıldönümü idi. Boşnaklar ‘son veda’ adını verdikleri törenleriyle 175 evlatlarını daha koydular mezara. Kuştan hafif tabutlarda, insanlarından geriye kalan kemikleri toprağa verdiler.

Birlikte hatırlayalım. Birleşmiş Milletler tarafından ‘güvenli bölge’ ilan edilmişti Srebrenitsa. Şehrin güvenliğini Hollandalı bir askeri birlik sağlıyordu. Sırp kasabı Ratko Mladiç şehri sıkıştırmaya başladığında Boşnaklar ‘bizden topladığınız silahları geri verin’ dedilerse de Hollandalı aşağılık komutan Karremans bu isteği reddetti. Sonra, bu 400 Hollandalı aşağılık asker, şehirdeki 25 bin insanı silahsız şekilde Sırplara teslim ederek şehri terk etti. Ardından da Sırplar, 5 gün içerisinde 8.500’e yakın insanı katletti.

Merak etmeyin. Olaydan hemen sonra Lahey Adalet Divanı denilen haysiyetsizlik oluşumu toplanıp Srebrenitsa’da yaşananın bir soykırım olduğuna karar verdi. Kararda ‘bu her ne kadar soykırımsa da Sırbistan bu soykırımdan sorumlu tutulamaz’ maddesi de vardı lakin. Yani soykırım vardı, tamam. Fakat bunu Sırplar yapmamıştı. Bu durumda bu kurban olduğumun Boşnakları kendi kendilerinin soyunu kırmışlardı. Tabii bir de Hollanda hükümetinin daha sonra Srebrenitsa’yı Sırplara veren aşağılık askerlerine ‘şeref madalyası’ vermesi meselesi var. Biz gene de edebimizi koruyalım ve ‘bunların şerefleri buysa şerefsizlikleri nedir acaba’ diye sormayalım.

Boşnakların meşhur fotoğrafçısı Tarık Samarah’ın fotoğrafladığı meşhur bir grafiti vardır. Hollandalı askerlerin kaldığı eski akü fabrikasının duvarına, Hollandalı bir asker şöyle yazmıştır: ‘UN: United Nothing’

Okumaya devam et…

Sıhhiye / Ankara

Eve Dönmek

Dünya dönüyor, işte ispatı; babamız her akşam dönüyor eve.

Güzellik Uykusu, İbrahim Tenekeci

Dostoyevski

Yeraltından Notlar

Okurken altını kurşun kalemle çizdiğim bazı yerler…

“İyiyi, güzel ve yüksek şeyleri ne kadar çok anladıysam o kadar derinlerine battım, sıkıştım kaldım içlerinde.”

“Umutsuzluk en yakıcı zevktir, özellikle de içinde bulunduğun durumun çaresizliğini açıkça kavramışsan.”

“Medeniyet neyimizi yumuşatmış? Medeniyetin insanda duygu çeşitlerini artırmaktan başka işe yaradığı yok.”

“Şeref meseleleri günlük bir dille konuşulmaz.”

Yeraltından Notlar, Dostoyevski

Güzellik... / ODTÜ

İlk Defa

Kaç gündür düşünüyorum bilmiyorum. Bir bilinmezliğin içindeyim sanki. Olduğum yerden uzaklaşmak istiyorum, burası bana iyi gelmiyor. O naif sesi duyar duymaz gözümden yaş geliyor. O ses şifa oluyor bana, o sesle kendime geliyorum. Yolculuktayken insan boşlukta gibi hissediyor. Yollar insana arkadaş olmuyor. Bu hissin tarifi nasıl olur? Miktat hoca: “Yolculuk yapın, yolculukta ferah vardır.” demişti o gün. Eyüp, Gülhane, Arkeoloji Müzesi -burada bir fotoğrafımız bile var-, Topkapı Sarayı, Sultanahmet… ve Ankara. O gün böyleydi rotamız. Yolculuklarımız hakiki yolculuk olur inşallah. Yazmadan içim rahat etmiyor. İçimin rahat etmesini de istemiyorum. Belki şimdi farkında değilsin ama ben gittiğim her yere seni de götürüyorum. Yalan yok, ilk defa kaybetmek istemiyorum. İçim sıkılıyor. Kendimden uzaklaşıyorum, başım eğik. Bu hayat, bu rüyalar bize göre değil.

-Çok susadım, o kadar çok susadım ki biraz olsun aynı hisleri yaşayabilmek için su içmedim.-

Oturdum bir fotoğrafa bakıyorum dakikalardır. Kadir, sen nasıl bir insansın? Gecenin sessizliği bizi kendimize getiriyor. Gelecek hakkında düşünmek istemiyorum. Düşünmek istemedikçe içim içimi yiyor. Kalbime sen duruyorsun. Zor, o kadar zor ki ihtimallerin içinde kayboluyorum. O kadar normalleşmiş ki her şey. O kadar yoruldum ki gördüklerimden, içimdekinden. Kimsenin görmediği zamanlarda anlaşılıyor insanın hâleti. Allah riyanın belasını versin. Birlikte ettiğimiz dualar geliyor aklıma, bir insanın samimiyet dolu yüzü. O kadar yakın hissettim ki kendimi, o kadar temiz. Bir daha yan yana gelmek gelmek nasip olur inşallah. Kendimi hiç iyi hissetmiyorum iki haftadır. Bu his kaybolmuyor. En son ne zaman böyle oldum hatırlamıyorum.

6. sınıfa mı gidiyordum, 7. sınıfa mı bilmiyorum. Karne almıştık. 20 lira karne hediyem vardı. Hemen ayakkabı almaya koştum. Cırt cırtlı, sapsarı bir ayakkabı gördüm. Görür görmez tamam dedim, bunu alacağım. Çok hoşuma gitmişti. Biraz pazarlık yaptım, tam 20 liraya anlaştık abiyle. Kasaya geldik. Parayı çıkarıp vereceğim. Ceplerime bakıyorum, para yok. Tekrar kontrol ediyorum, yok. Kıpkırmızı oldum, çok utandım. Oradaki abi bana baktı, ‘Bugün karne aldın mı?’ dedi. ‘Aldım’ diye cevap verdim. ‘Nasıldı’ diye sordu, ‘İyiydi’ dedim. ‘Bu ayakkabı benden sana karne hediyesi olsun o zaman’ dedi. Çok şaşırdım, o anda yaşadığım mutluluğu anlatamam herhalde. ‘Fotoğrafı çekilmemiş bir iyiliğiniz olsun’ diyorlar ya, o iyiliğin fotoğrafı çekilmemişti. Ayakkabıyı giydim öyle çıktım yola. Eve yürüyerek gittim. O yürüyüş yaptığım en güzel yürüyüşlerden biriydi. İki dakikada bir ayakkabılara baktım. Eve vardım, annem söyledi, paramı apartmanda düşürmüşüm, komşumuz bize getirmiş sonradan.

Bu dünyada iyi insanlar var. Biz ne kadar onlardan uzak olsak da var. O insanlarda riya yok, gösteriş yok. Kalplerde olanı Allah biliyor. Açığa vurduğumuzu da, gizlediğimizi de biliyor. Bundan daha muhteşem bir şey var mı?

Üç saat olmuş. Şarkıyı kaç kere başa sardım bilmiyorum. Özledim. Çok özledim. O gün son olacağını bilmiyordum. Abimin o bir anlık duygulanmasını hiç unutmuyorum. Daha fazlasına elim gitmiyor. Belki bir gün, inşallah.

Allah bizi dertsiz bırakmasın.

Aslında Seni Çok Özledim

“Kalbimden neler geçtiğini, kafamda biriktirdiklerimi, tasarladığım her şeyi bildiğini düşünüyorum. En azından tüm bunları hissettiğini. Belki de böyle bir beklenti benimkisi…”

Kraliçenin Pireleri, Tarık Tufan