Fernweh

Fernweh: Uzaklara gitme isteği demekmiş Almancada. İngilizcedeki serendipity sözcüğüne benziyor biraz, belki de benzemiyor. Bizde direkt olarak böyle bir kelime yok. İlk duyduğumda çok şaşırmıştım. Kelimenin bizim dilimizde olmayışına değil, manâsına. Hepimizde ara ara olur bu istek. Bana bu aralar çok oluyor. Yoğunluktan, her şeye yetişmekten hiçbir şeye yetişemiyorum. Kendimi göremiyorum. Bir proje başlıyor. O bitmeden diğer bir proje daha başlıyor. Ödevler, midtermler, mühendishane, akıllı şehirler, staj raporları. Geceler gündüz oluyor, gündüzler karanlık. Belki böylesi daha hayırlı. Şu an ve son iki-üç gündür arka planda hep bu müzik dönüyor. Kaç kere dinledim bilmiyorum ama her dinlediğimde içime ‘uzaklara gitme isteği’ doğuyor. Biraz insanlardan uzaklaşmak, günün belirli bir kısmında tenha bir köşeye çekilip biraz durulmak her zaman iyidir. Biz uzaklaşmayı unuttuk, biz ‘yakınlaşmayı’ unuttuk. Unutmak deyince aklıma hep insan geliyor. İnsan, unutan. Eyvallah.

 

Ruknettin’in Kalbi İçin Kehanetler

“…Hoş geldiniz; buyurun, işte kalbim.
Adımı unuttuğum zamanlarda Ruknettin’im.
Gövdesi ihlal edilmiş bir yetimim.
Şu kapıdan buyurun, az ilerisi kalbim.

Benim kalbim bir ıslahevidir doktor.
Yetim bir çocuk, durmadan azarlanır içimde.
Benim kalbim gövdesi ıslahevlerine çakılı bir kuştur.
Uçmayı bilmeden ölür kenar otellerde.
Kalbim, ıslah olmaz bir kuştur doktor.
Tıkanır, ölür metropollerde…”

Son Durum

İçimde adını tam koyamadığım kötü bir his var. Neden böyle hissediyorum bilmiyorum.
Sanki herkes ilerliyor da ben olduğum yerde duruyormuşum gibi.
Sürekli hareket etme hali, sürekli öne geçme hissi canımı çok sıkıyor. Manevi olarak kendimi iyi hissetmiyorum.
Biraz soluklansak, biraz oturup içimizi dinlesek sanki her şey düzelecekmiş gibi. Fiziki uzaklıklar manevi uzaklıkları da beraberinde getiriyor.
Ben iyi bir insan değilim. Şimdiki ruh halim olsaydı o cümleleri kurmazdım. Dönüp dolaşıp aynı anı kafamın içinde tekrar yaşıyorum.
Kaç kere rüyamda gördüğümü hatırlamıyorum bile.

Herkes kendi dünyasında. Sen de öylesin. Nasılsın?
Ben iyi değilim. Burası, bu bakışlar, bu konuşmalar, bu ilişkiler, bu hisler iyi değil.
İnsanlar meşgul. Herkes çok yoğun. Durup etrafındaki gözlere bakacak vakti yok kimsenin.

Ben arkadaşlarımı çok özledim. Ailemi çok özledim. Asım’ı çok özledim. Esat’ı çok özledim.
Bu boşlukta olma hissi. Bu yetişememe hissi. Bu kaybetme hissi. Bu uzaklaşma hissi. Bu gitme hissi.

Bu yorgunluk geçecek gibi değil.