Try

Before you react, think.
Before you spend, earn.
Before you criticize, wait.
Before you quit, try.

ODTÜ

Berhayat

1

Kaderden kısaydı, ömürden uzun
Rabbim, döndürdün, kalbimi sana.
Ne insanlar, ne insanlar, binlerce yıldır
Herkesi kurtarıp kendisi ölen,
İsmail demedim, gelmedik daha
Günlerce gidersin ve varamazsın
Yetişmek ne mümkün, onun hatrına
Kalmışsın, düşün, hep dört yaşında.
Susmuşlar, susmuşlar, durmadan seni
Üzüldüğümüz bir şey, hatırladıkça
Güzel başlayıp öyle bitmeyen
Elimizden gelmeyen, daima giden
Sınıra yığılmış gibi göçmenler
Ağır hastalar ve yorgun sabah
Ahbabı olmayan yoksul bir yemin
Zeytine uzanan çaresiz çatal
Bunu bulamayan kaç kişi vardır,
Sesine doğru baktığımız o
Güneşten erken – hayret ve heves
Babasının gözleri, elleri evladının
Kimseden geriye kalmayan kadim
Derdini kırlara açan çiçekler
Düşmemiş fakat düşecek yaprak
Hastanın uykusu ve durgun baba
Kandiller yapıyor gibi harflerden
İnsan üzgündür, insanlar bilmez
Duyarsın, duyamazsın, onu sen.
Okumaya devam et…

Sen Gel Diyorsun

“Sen yoksun ya böyle, ıssız Ankara.
Sensiz Ankara.
Duramam diyorum öf öf, sen dur diyorsun…”

İstanbul

Pencere

pencereyi kapama
gök dolabilir içeri
sen neyi görebilirsin
ıslak bir bulutun ağışını mı

pencereyi kapama
kuş dolabilir içeri
sen neyi taşıyabilirsin
kırık bir dalın yükünü mü

pencereyi aç
soluğun çıksın dışarı
sen büyütmedin mi ciğerinde onu
kokusu hayatı yıkasın diye

pencereyi aç
sesin sarsın dünyayı
duyulur elbet ta ötelerden
yürek kendini tanır