Kolaymış Gibi

Birini sevmek başka bir şey, biriyle ömrü geçirmek daha başka.
Birincisi düpedüz zaaftır oğlum, ama dünyanın en güzel zaafı. Adamı bulutlara çıkartır.
Ne güzel aşka düşene demişler işte bu yüzden.
Ama eyvah aşka düşene de denmiştir. Adamı perişan eder.
Ama ‘Ben bir ömrü seninle geçireceğim’ lafı ağır laftır be.
Her gün birileri söylüyor bunu, kolaymış gibi.
Kimisi altında kalıyor, kimisi de aslanlar gibi kalkıyor altından.
Ben altında kalanlardanım oğlum. Annen altından kalkan.

Bir sınavdan geçemedi diye talebeyi okuldan atmazlar.

Sen Gel Diyorsun

“Sen yoksun ya böyle, ıssız Ankara.
Sensiz Ankara.
Duramam diyorum öf öf, sen dur diyorsun…”

Hepimiz Gibi

Bak.
Olmuşla ölmüşe çare yok. Tamam mı? Önüne geçemezsin eğer olacak bir şey varsa. Önce bunu bir kafana sok.
Ama hatalısın.
Hepimiz gibi. Hepimiz kadar. İnsansın nihayetinde. Topraktan gelen bir cansın. O kadar.
Ben toprağın sinesinden gelen bir insanım, hem düşünür hem severim. Budur taştan farklı yanım.
Her maddenin zerresini bedenimde taşıyorsam, ben ne bir taş ne bir ağacım. İnsanlığımla insanım.

Elinden geleni yapacaksın, gerisi Allah’a emanet.
Tamam mı?

İstanbul

Pencere

pencereyi kapama
gök dolabilir içeri
sen neyi görebilirsin
ıslak bir bulutun ağışını mı

pencereyi kapama
kuş dolabilir içeri
sen neyi taşıyabilirsin
kırık bir dalın yükünü mü

pencereyi aç
soluğun çıksın dışarı
sen büyütmedin mi ciğerinde onu
kokusu hayatı yıkasın diye

pencereyi aç
sesin sarsın dünyayı
duyulur elbet ta ötelerden
yürek kendini tanır