Kayseri

İçimdeki Çıralarda

Bazen elinden geleni ardına koymazsın.
Kendi sınırlarını zorlarsın da, yine de ulaşamazsın varmak istediğin noktaya.
İnsan ne kadar aceleci…

Değil mi?

Uzun zaman sonra bugün telefonda konuştuk.
Öğrencilik hayatı versus iş hayatı.
Bazen en yakınımızı bile unutabiliyoruz.
Sevdiğimiz insanlarla konuşunca,
Anlatınca onlara başkasına sustuklarımızı,
Vicdanımız biraz da olsa feraha kavuşuyor.

Dün gece bir yazı okudum,
Yazının üstüne dedim ki herhalde zamanında hayırlı bir karar vermişim.
O kararı verme aşamasındayken varacağım yeri göremiyordum,
Dipsiz bir kuyuya bakar gibi.
İçim rahat değildi ama o kararı vermem gerekiyordu.
[2:216]

Buraya bir türkü gelsin istiyorum.

“…içimdeki çıralarda, dışımdaki törelerde, bilemezsin nerelerde, nerelerde…”

Safranbolu / Karabük

Yeniden

Vicdanımız rahat mı?
Haklı mıyız?
Başımızı yastığa koyduğumuzda, o duyguyu hissetmemek için bir şeyler yapıyor muyuz?
Hayır.
Aksine yaptığımız şeyler daha kötü hissetmemize neden oluyor.
Bu kuyudan nasıl sağ çıkacağız?…

Artık radikal adımlar atmamız gerek.
Bir şeyler değişmeli.
Bir şeyleri değiştirmeliyiz, böyle gitmiyor.
Sahip olduklarımızın karşılığını vermemiz gerek.
Kendimize verdiğimiz sözleri tutmamız gerek.
İnsan en çok kendisine karşı dürüst olmalı.
Şimdi değilse, ne zaman?
‘Allah yeniden başlayanların yardımcısıdır.’

Sosyal Medya Üzerine

Mahrem, başkalarına söylenmeyen, gizli olan manâsına geliyor.
Mahrem diye bir şey kaldı mı?
Hayatımızdaki her olayı, yaşadığımız her anı sosyal medya üzerinde paylaşır hale geldik.

Sosyal medya, sosyal hayatımızı bitirdi, bir bağımlılık/saplantı haline geldi.
Sabah ilk iş, uyumadan önce son bir kere.
Okulda, sınıfta, evde, dışarıda hatta ibadethanelerde bile sosyal medya hesaplarımızı kontrol etmeden duramıyoruz.

Mutsuzluğun olmadığı, herkesin hayatının güyâ mükemmel olduğu bir ortam, sosyal medya.
Birbirimizin yüzlerine dahi bakmıyoruz artık.
Sahi ne gerek var?
Her şey sosyal medya üzerinde yazılmış zaten.
Aç, oku, tüket, at çöpe gitsin.

Okumaya devam et

Orta Doğu Teknik Üniversitesi / Ankara

Menfaat

“Bu hayatta siyah ve beyaz yoktur. Gri ve grinin tonları vardır.”

Yaptığımız seçimlerin bizi nereye götüreceğini kestirmek zor.
Dostun samimisi olur mu?
Olmaz.
Dost dediğin samimidir.
Samimiyetten önce, dost kavramını sorgulamak lazım gelir.
Dostluklar menfaat üzerine kurulmaya başlandı.
Eğer birinin işine yarıyorsan, ona menfaat sağlayabiliyorsan, bir anda onun dostu oluveriyorsun.
Ne zamana kadar?
Menfaati bitinceye kadar.
“Menfaat bitince, muhabbet de bitiyor.”
Samimiyet, ortaya Allah’ın rızasından başka bir rıza koymamaktır.
Artık rıza, menfaate dönüştü.
İnsanlar samimiyeti unuttu.
İnsanlar dostlarını unuttu.
İnsanlar kendilerini unuttu.
İnsanlar Allah’ı unuttu.
Olayların iç yüzünü göremiyoruz.
Başta da dediğim gibi, yaptığımız seçimlerin bizi nereye götüreceğini kestiremiyoruz.
Farkında değiliz belki ama sınanıyoruz.
Her an, her dakika, akla en son gelecek insanlarla sınanıyoruz.
Bir süredir kafamı meşgul eden bazı şeyler, yakın geçmişte gerçeğe dönüştü.
Zaman, suyun yönününü değiştirme, grinin tonunu açma zamanı.
Eyvallah

  • IMG_1416
  • IMG_1481
  • IMG_1482
  • IMG_1514
  • IMG_1571
    Safranbolu / Karabük
  • IMG_1572
  • IMG_1579
    Safranbolu / Karabük
  • IMG_1584
  • IMG_1585
  • IMG_1593
  • IMG_1621
  • IMG_1648
  • IMG_1649
  • IMG_1650
  • IMG_1673
  • IMG_1684
  • IMG_1701
  • IMG_1745
  • IMG_1767
  • IMG_1797
  • IMG_1842
  • IMG_1856
  • IMG_1871
  • IMG_1906
  • IMG_1939
  • IMG_1957
  • IMG_1989
  • IMG_2084
  • IMG_2114
  • IMG_2139
  • IMG_2145

Memleket Manzaraları

Bazı kapılar yalnız açılmaz, bazı yürüyüşlere yalnız çıkılmaz.

Kuş ölür, biz kuşu da hatırlarız.