Kategori: Kendime Notlar

Sosyal Medya Üzerine

Mahrem, başkalarına söylenmeyen, gizli olan manâsına geliyor.
Mahrem diye bir şey kaldı mı?
Hayatımızdaki her olayı, yaşadığımız her anı sosyal medya üzerinde paylaşır hale geldik.

Sosyal medya, sosyal hayatımızı bitirdi, bir bağımlılık/saplantı haline geldi.
Sabah ilk iş, uyumadan önce son bir kere.
Okulda, sınıfta, evde, dışarıda hatta ibadethanelerde bile sosyal medya hesaplarımızı kontrol etmeden duramıyoruz.

Mutsuzluğun olmadığı, herkesin hayatının güyâ mükemmel olduğu bir ortam, sosyal medya.
Birbirimizin yüzlerine dahi bakmıyoruz artık.
Sahi ne gerek var?
Her şey sosyal medya üzerinde yazılmış zaten.
Aç, oku, tüket, at çöpe gitsin.

Okumaya devam et…

Orta Doğu Teknik Üniversitesi / Ankara

Menfaat

“Bu hayatta siyah ve beyaz yoktur. Gri ve grinin tonları vardır.”

Yaptığımız seçimlerin bizi nereye götüreceğini kestirmek zor.
Dostun samimisi olur mu?
Olmaz.
Dost dediğin samimidir.
Samimiyetten önce, dost kavramını sorgulamak lazım gelir.
Dostluklar menfaat üzerine kurulmaya başlandı.
Eğer birinin işine yarıyorsan, ona menfaat sağlayabiliyorsan, bir anda onun dostu oluveriyorsun.
Ne zamana kadar?
Menfaati bitinceye kadar.
“Menfaat bitince, muhabbet de bitiyor.”
Samimiyet, ortaya Allah’ın rızasından başka bir rıza koymamaktır.
Artık rıza, menfaate dönüştü.
İnsanlar samimiyeti unuttu.
İnsanlar dostlarını unuttu.
İnsanlar kendilerini unuttu.
İnsanlar Allah’ı unuttu.
Olayların iç yüzünü göremiyoruz.
Başta da dediğim gibi, yaptığımız seçimlerin bizi nereye götüreceğini kestiremiyoruz.
Farkında değiliz belki ama sınanıyoruz.
Her an, her dakika, akla en son gelecek insanlarla sınanıyoruz.
Bir süredir kafamı meşgul eden bazı şeyler, yakın geçmişte gerçeğe dönüştü.
Zaman, suyun yönününü değiştirme, grinin tonunu açma zamanı.
Eyvallah

Atatürk Arboretumu / İstanbul

Biz Susanlarız

Uzun süren konuşmaların ardından ne zaman biteceği belli olmayan bir sessizlik oldu.
Sustuk, bütün konuşan ademoğullarının aksine, sustuk.
Geçmişin üstünü kapatabilmek mümkün mü?
Bugün son olacaktı, o gün son olmadı. Yenildik, yenilmekten usanmaz mı insan?
Bizim gibiler için yeni bir hayata alışmak zordur.
Onlara her baktığında eskileri biraz daha aramak, hüzünlendirir bizi.
Onlar bizim baktığımız gibi bakmıyorlar, çok konuşuyorlar.
Görmek istedikleri gibi görüyorlar.
Biz o değiliz ki.
Sahi, biz kimiz?
Biz yeryüzünün en güzel hikayesini, Yusuf’un hikayesini okuyanlarız.
Biz yağmuru sevenleriz, biz yürüyenleriz, biz yolda olanlarız.
Biz yeniye alışamayanlarız.
Biz, susanlarız.
Yol belli, yolcu belli, peki ya dost?
Dost suyun sızısını beraber hissedebildiğindir.
Dost uzakta da olsa, gönlünde bir olandır.
Olsun, bugünümüze de hamd olsun.
Her seferinde boynumuz bükük gittiğimiz Rabbimize hamd olsun.
Biz susalım, onlar farklı anlasın.
Allah kuluna kâfi değil midir?

50. Yıl Parkı / Ankara

Dostluk Üzerine

İçinden çıkamadığımız bazı zamanlar oldu, zaman biz olduk, kendi içimizden çıkamadık.
Yine öyle bir zamandaydım, başım sıkışmıştı, düşüncelerim sıkışmıştı.
Kendi içime kendimi anlatıp duruyordum yani, kendi adıma.
İnsan böyle zamanlarda bir kardeşe, dosta ihtiyaç duyuyor, içine düştüğü kuyudan sağ çıkabilmek için.
His mi, tevâfuk mu, bilmiyorum. Ta İstanbul’dan geldi o dost. Ne iyi etti.
Ben anlattım, o anlattı, o sustu, ben sustum…
Lâl oldu yürek, kar yağdı usul usul, muhabbetten muhammed oldu hasıl.
Dostoyevski Yeraltından Notlar kitabında şöyle diyor;
“Umutsuzluk en yakıcı zevktir, özellikle de içinde bulunduğun durumun çaresizliğini açıkça kavramışsan.”
Dost dediğin geliyor o umutsuzluğu yok ediyor işte.
İçine düştüğün kuyuya elini uzatıyor, sağ çıkarıyor seni.
Okumaya devam et…

Şirince / İzmir

Yürüyoruz

Yoldayız. Yürüyoruz. Bazen koşuyoruz, koştuğumuz zamanlarda ayağımızın taşa takıldığı da oluyor.
Çoğu zaman düşüyoruz. Sonra daha güçlü kalkıyoruz.
İnsanlar gülüyor, insanlar hep gülüyor.
Sen kapıdan çıktıktan sonra yüzler değişmeye başlıyor.
Görmüyorsun, görmediğini zannediyorlar.

O görüyor. ‘Nereye dönerseniz dönün, orada Allah’ın yüzü vardır.’
Bir insana dost olabilmek kolay değil, bir insana dost olabilmek için önce mert olacaksın.
Yanlışa, yalana bulaşmayacaksın. Sözünün eri olacaksın.
İnsanlar gülüyor, insanlar hep gülüyor.
Yoldayız.
Yürüyoruz.
Yolculuk kendi içimize.