Kendime Notlar – Kadir Gültekin

Kategori: Kendime Notlar

Geç Olmadan

Uzaklaşmak istedikçe kendimi onunla hemhâl olurken buluyorum. Allah bizi samimiyetinden şüphe etmeyeceğimiz insanlarla karşılaştırsın. Ey güzel dost. En güzel dost. Dinliyorum. Dinledikçe kendime geliyorum. Gözyaşı ve alınteri. Uykusuz geceler. Sana ulaşamayacağım biliyorum. İsyan yok. Bir kez daha yaşayarak öğreniyorum. Çok şükür. İnsan sınanıyor. Her an, her dakika. Bazen farkında oluyoruz, bazen hiç farkında değiliz. Yalan yok, ben farkında değildim. Ayak diredim, olmaz dedim. Olanda hayır varmış, yeni anlıyorum. Bakıyorum, bir kere daha bakıyorum, bir kere daha. Yolun sonunu göremiyorum. Düşünüyorum, tekrar düşünüyorum, tekrar. Nasıl olacak bilmiyorum. Bir yarısı sabır bir yarısı şükür. Bir şekilde yollarımız birleşecek. Ben o günlere… Bu hisler insanı üzüyor. Senden uzaklaşmak istedikçe kendimden uzaklaşıyorum. Senden kaçıp kurtulunacak ve senin elinden sığınılacak bir yer varsa yine sensin. İnsan hiç ayrılmak istemiyor. Samimiyet var orada, güzellik var. Unutulmaması gerekenleri unutmadan yaşamaya devam ederiz inşallah. Seçtiğin kaderindir. Yola çıkacağız. Hesap günü gelince. Yağmur yüzümüze değince. Güneş bir mızrak boyu yükselince. Neredesin bilmiyorum. Gözlerin nereye değiyor bilmiyorum. Oraya baktığında ne hissediyorsun, bilmiyorum. Günler geçiyor, haftalar geçiyor, aylar geçiyor. Zaman geçtikçe daha çok uzaklaşıyoruz. Zaman geçtikçe mesafelerimiz daha çok uzuyor. Günler yoğun. Geceler uzun. Gözlerin uzak. İyi ol. İyi ol ki gönlümüz şifa bulsun, gidelim geç olmadan.

Tevekkül

Bugün uzun zaman sonra bir arkadaşımla karşılaştım. Bazı konularda görüşlerimiz farklı ama görünce onu özlediğimi hissettim. Gördüğüm zaman böyle hissettiğim arkadaşlarımın sayısı bir elin parmaklarını belki geçer. Biraz yürüdük, sohbet ettik. Evlenmiş. Seni çok aramak istedim ama hiçbir arkadaşımı aramadığım için onlara haksızlık yapmak istemedim dedi. Şimdi her gün uzun yoldan geliyor, derse giriyor sonra tekrar uzun yola gidiyor. Ne için? Bir düşün ne için.

İki sence önceydi sanırım. Abimle beraberdik. Namazdan çıktık, bizim caminin müezziniyle biraz sohbet ettik. Bebeği rahatsızmış, kuvöze aldılar dedi. Üzüldüğünü, çok üzüldüğünü hissediyordum ama yüzünde tebessüm vardı, yüzünde teslimiyet vardı. Kolay değil, sınandığını biliyordu. O zaman farkına varamamıştım. Sonradan, çok sonradan düşününce anladım. Sen de düşün ne için? Bir düşün.

Yeni bir senenin, yeni bir dönemin başlangıcındayım. Geçen senelerden daha yoğun bir dönem olacak. Bana, yani bize düşen çalışmak. Hakikaten (Allah’ın lütfu ve yapılan bağışlar dışında) insana, kendi çalışmasından başkası yoktur. Birbirimize dua edelim, niyetimizi unutmadan çalışalım. Yorulsak da, sıkılsak da gönlümüz ferah olsun. Şüphesiz güldüren de O’dur, ağlatan da. Tevekkül etmeyi bırakmayalım. Eyvallah. Ne güzel diyordu değil mi? Eyvallah.

Akşam

Günlük çözümler, günlük mutluluklar insanı mutmain etmiyor. Planlar yapıyorsun, hayaller kuruyorsun, çabalıyorsun ki yüzün gülsün, olmuyor. O telefon hep geliyor. Telefonda aynı ses. Bir kez daha yüzleşiyorsun o sesle. Düşünüyorsun. Bir daha düşünüyorsun. Bir daha. İmtihan. Ağır bir imtihan. O imtihanın ağırlığını kaldırmak zor. Boğazın düğümleniyor. Neden diye soruyor içindeki. Bir nefes veriyorsun. Sesin çıkmıyor. İçine konuşuyorsun. İçine anlatıyorsun. İki insanın arasında kalıyorsun. Ne kadar arada kalmak istemesen de yapılan hatalar seni oraya sürüklüyor. Bunu daha önce yaşadın. Bunu daha önce bir kere daha yaşadın. Yorulduğunu hissediyorsun. O his yanından hiç ayrılmıyor. Tam oldu dediğin anda arkanda beliriyor. Ben buradayım, seni yalnız bırakmayacağım diyor. Keşke bıraksa diyorsun, keşke hiç olmasa. Sesin duyulmuyor. İçine anlatmaya devam ediyorsun. Zamanı ve mekânı düşünüyorsun. Bununla baş etmek zorundasın. Arkana bakmadan çekip gidemiyorsun. Yaşamak zorundasın. Nefes almak zorundasın. Bu durumu en az zararla atlatmak zorundasın. Gücün tükeniyor. Sen teslim olmayağım dedikçe için daha çok sıkılıyor. Dokunsalar. Bir dokunsalar. Yine akşam oldu, yine karanlık.

ODTÜ / Bölükkaya

Ağır Ağır

Senin için özenle yazılmış o iki satır kağıdı arayıp bulamadığında anlarsın aslında işin işten geçtiğini, hiçbir şeyin artık eskisi gibi olamayacağını. Arkanı döndüğünde fark edersin o elin sana doğru uzanışını, bir nefes senden gayrı verildiğinde. Bir müziği, gözlerini kapatmak için açtığında anlarsın uykunun hiçbir şeye çözüm olmadığını, hayallerin birer birer karanlığa gömüldüğünde. İçinde bulunduğun muammayı bir fotoğrafa dakikalarca baktığında anlarsın, dibine kadar isteyip de ulaşamadığında. Bir insanı ağır ağır kaybettiğinde hatırlarsın verdiğin sözleri, aynı müzik beşinci kez çaldığında. Işıklı odalarda oturmaktan vazgeçtiğinde anlarsın ne demek istediğimi, aynaya baktığında kızarmış gözlerini gördüğünde. O inanılmaz yoğunluğun içine girip de kafanda sürekli aynı insan döndüğünde anlarsın ne hissettiğimi, buz gibi havada yorulmadan koştuğunda. Mesafelerin bir önemi var mı, ya da geçen zamanın? Sen cevapla. Kaybediyoruz.