Kendime Notlar – Kadir Gültekin

Kategori: Kendime Notlar

Sonu Görünmeyen / ODTÜ

Gözlerinden Geçerek

Daha önce hissetmediğim duygular bunlar. İnsan ne yapacağını, nasıl hareket edeceğini şaşırıyor. İçini dinliyorsun ama için seni dinlemiyor. Ulaşmak istiyorsun ama ulaşamıyorsun. Anlatmak istiyorsun ama kelimeler nefesine takılıyor. İçimde bir dosta gidecek olmanın huzuru var, inşallah. Son günlerde biraz farklı olaylar oldu hayatımda. Kendimi dışarıdan seyredemedim, geçen zaman ile iç içeydim sanki. Her şey yolunda gibiydi, ‘ben bile yolundaydım’. Bilmediğim bir şehrin bilmediğim caddelerinde yürüyordum. Düşündükçe işin içinden çıkamıyordum, işinden içinden çıkamadıkça düşünüyordum. Zor. Gerçi ne zaman kolayları sevdik ki. Bir yola çıkacağım. Uzun bir yol. Uzun bir karar. Yorgunum. Allah’ım çok yorgunum. Merhamet et. Sen merhamet edenlerin en hayırlısısın. Gözlerim beni taşımıyor artık. Dünyanın en uzun akşamı. Gözlerimin içine bakıyor. Gözleri, gözlerimin içine bakıyor. Biraz daha devam etse bitecek sanki her şey. Açamayacağım bir daha gözlerimi. Yürüyemeyeceğim bir daha. Bu yorgunluk, bu uzaklık bana iyi gelmiyor.

Söylenilmeyen her şeyin farkında olmak, bilmiyorum iyi mi. Bütün anlatılmayanlar yanımda, bütün susulanlar benimle birlikte. Bir uykudan, bir rüyadan uyanmak bu kadar zor olmamıştı hiç. Görmüyor. Hissetmiyor. Bakmıyor. Bir kuş çizelim beraber, bir kuş. Yasına uçarmış ya kuşlar, sana doğru uçuralım. Zaman geçiyor. Dünyanın içindeyim ama değilim sanki. Ah be. Kimse kimsenin yüzüne bakmıyor artık. Kimse kimseye dingin bir ikindi olmuyor. Azalıyoruz, zamanımız azalıyor. Sona yaklaşıyoruz, sana yaklaşıyoruz. Bu duvarlar yabancı bana. Bu gözleri, bu sesleri tanımıyorum. Kendimi hiç iyi hissetmiyorum. Bu yolun sonu görünmüyor ama olsun, yürüyorum. Bir kalbimiz var ya bizim, onu bölüştürmeden, gözlerinden geçerek.

13-15 Şubat 2018

Bazen

Az önce Akra FM’de bir sohbete denk geldim. Radyodaki sesi yine Akra’da, yaklaşık 4 ay önce de duymuştum, Sohbetin sonunda konuşan insanın Sadettin Ökten olduğunu öğrendim. İnternet üzerinde biraz araştırma yapınca bir sözüne denk geldim:

“İnsan bazen yalnızlığa da talip olmalı.”

Şimdi böyle yazınca aklıma bir Kızılderili’nin söylediği başka bir söz daha geldi:

“Biraz yavaşlayalım, ruhumuz geride kaldı.”

Belki de ilacımız bu. Biraz yalnızlık, biraz sessizlik, biraz kendine dışarıdan bakabilmek, rıza gösterilmeyen işleri terk etmek.

Fernweh

Fernweh: Uzaklara gitme isteği demekmiş Almancada. İngilizcedeki serendipity sözcüğüne benziyor biraz, belki de benzemiyor. Bizde direkt olarak böyle bir kelime yok. İlk duyduğumda çok şaşırmıştım. Kelimenin bizim dilimizde olmayışına değil, manâsına. Hepimizde ara ara olur bu istek. Bana bu aralar çok oluyor. Yoğunluktan, her şeye yetişmekten hiçbir şeye yetişemiyorum. Kendimi göremiyorum. Bir proje başlıyor. O bitmeden diğer bir proje daha başlıyor. Ödevler, midtermler, mühendishane, akıllı şehirler, staj raporları. Geceler gündüz oluyor, gündüzler karanlık. Belki böylesi daha hayırlı. Şu an ve son iki-üç gündür arka planda hep bu müzik dönüyor. Kaç kere dinledim bilmiyorum ama her dinlediğimde içime ‘uzaklara gitme isteği’ doğuyor. Biraz insanlardan uzaklaşmak, günün belirli bir kısmında tenha bir köşeye çekilip biraz durulmak her zaman iyidir. Biz uzaklaşmayı unuttuk, biz ‘yakınlaşmayı’ unuttuk. Unutmak deyince aklıma hep insan geliyor. İnsan, unutan. Eyvallah.