Şiir – Kadir Gültekin

Kategori: Şiir

İçe Dönüş

…sırayla ölüyor kumbarası kırılmış çocuklar, tez konusu bile değiller
içinde orta doğu geçmeyince şiir de olmuyor, bir şeyler kahrolsun!
-işgal edilmiştir inandığımız tüm çiçekler!-

stratejik bir aşk yaşıyorum devlet görmesin, keşişleri hemen sobeleyin
bu saklambaç bizden uzak, kavimler göçü konumuz değil, seni seviyorum!
ideolojiler söylüyorum dünya kurtarmak isteyenlere ve çok rüya görüyorum
insanı anlamakla meşgulüz, üstelik görünürde hiç ipucu da yok
ben bazen korkuyorum, annem duruyor hemen kalbime
beni hep yanlış öldürüyorlar anne diyesim geliyor…

-manavlar da şiire inansın diye kırmızıydı belki elmalar-
elmalar deyince aklıma annem geliyor ve taksitli sancılar
bir yanağın elma oluşunu,
devrik cümlelerle düşünüyorum…

-sigortalı bir işe girmeden âşık olunmuyor-

Sınavda Çıkmayacak Sorular / Güven Adıgüzel

Derûni Ahenk / Yuvarlak Çay

Attığımda O Oku

Benden daha ne olur, yürür yalan söylerim
Bir şey acır içimde bu göğsüme ne kattın
Sende noksan bulmadım şu yerle gök yanarken
Attığımda o oku ben atmadım sen attın

Rab bu nasıl denizdir yüzme bilen kuşu yok
İçimde acır bir şey bu göğsüme ne kattın
Anlar gibi olmuştum yetmiş üçte bir cuma
Attığımda o oku ben atmadım sen attın

Geçer gider hacegân ve ahûlar ve zaman
Acır bir şey içimde bu göğsüme ne kattın
Bilmem değmişse bile ağa yahut karaya
Attığımda o oku ben atmadım sen attın.

Süleyman Çobanoğlu

İsmet Özel – Münacaat

“…şimdi tekrar ne yapsam dedirtme bana yarabbi
taşınacak suyu göster, kırılacak odunu
kaldı bu silinmez yaşamak suçu üzerimde
bileyim hangi suyun sakasıyım ya rabbelalemin
tütmesi gereken ocak nerde?”

İsmet Özel – Naat

“…Kimseden bir işaret gelmeyecek
Bir melek kimsenin alnını sıvazlamazsa
Söylemez size kimse dünyadaki ömrü boyunca
Hiçbir insana yan bakışı olmayan kimdi
Kimdi yan gözle bakmadı kır çiçeklerine bile
Öğretmek için cephe nedir
Kıyam etti
Torunu kucağında
Dönünce bütün gövdesiyle döndü
Bir bu anlaşılsaydı son yüzyılda
Bir bilinebilseydi
Nedir veche…

Dinleyin ey vakti duymak doruğuna varanlar
Sıyırın kahkaha sırçasını cildinizden
Omzunuzdan vaveyla heybesini atın
Boşa çıksın reislerin, kahinlerin, şairlerin kuvveti
Güler yüzlü olmak neydi onu hatırlayın
Neydi söğüt gölgesinde gülümsemek
Ağız dolusu gülmeden taşlıkta.”