Ekim 2017 – Kadir Gültekin

Aylık Arşiv: Ekim 2017

Asıl Vazifemiz

“Nasihatten murat, nasihati tutmaktır.” Böyle söylüyor Mahmud Es’ad Coşan hocam bir başka sohbetinde. Vaktinizi ayırıp izlemenizi tavsiye ediyorum. Nasihatleri tutmak nasip olur inşallah… Selam ve dua ile.

Hallelujah

“…burada kalamazsın ve başa dönemezsin.”

Geç Olmadan

Uzaklaşmak istedikçe kendimi onunla hemhâl olurken buluyorum. Allah bizi samimiyetinden şüphe etmeyeceğimiz insanlarla karşılaştırsın. Ey güzel dost. En güzel dost. Dinliyorum. Dinledikçe kendime geliyorum. Gözyaşı ve alınteri. Uykusuz geceler. Sana ulaşamayacağım biliyorum. İsyan yok. Bir kez daha yaşayarak öğreniyorum. Çok şükür. İnsan sınanıyor. Her an, her dakika. Bazen farkında oluyoruz, bazen hiç farkında değiliz. Yalan yok, ben farkında değildim. Ayak diredim, olmaz dedim. Olanda hayır varmış, yeni anlıyorum. Bakıyorum, bir kere daha bakıyorum, bir kere daha. Yolun sonunu göremiyorum. Düşünüyorum, tekrar düşünüyorum, tekrar. Nasıl olacak bilmiyorum. Bir yarısı sabır bir yarısı şükür. Bir şekilde yollarımız birleşecek. Ben o günlere… Bu hisler insanı üzüyor. Senden uzaklaşmak istedikçe kendimden uzaklaşıyorum. Senden kaçıp kurtulunacak ve senin elinden sığınılacak bir yer varsa yine sensin. İnsan hiç ayrılmak istemiyor. Samimiyet var orada, güzellik var. Unutulmaması gerekenleri unutmadan yaşamaya devam ederiz inşallah. Seçtiğin kaderindir. Yola çıkacağız. Hesap günü gelince. Yağmur yüzümüze değince. Güneş bir mızrak boyu yükselince. Neredesin bilmiyorum. Gözlerin nereye değiyor bilmiyorum. Oraya baktığında ne hissediyorsun, bilmiyorum. Günler geçiyor, haftalar geçiyor, aylar geçiyor. Zaman geçtikçe daha çok uzaklaşıyoruz. Zaman geçtikçe mesafelerimiz daha çok uzuyor. Günler yoğun. Geceler uzun. Gözlerin uzak. İyi ol. İyi ol ki gönlümüz şifa bulsun, gidelim geç olmadan.

Tevekkül

Bugün uzun zaman sonra bir arkadaşımla karşılaştım. Bazı konularda görüşlerimiz farklı ama görünce onu özlediğimi hissettim. Gördüğüm zaman böyle hissettiğim arkadaşlarımın sayısı bir elin parmaklarını belki geçer. Biraz yürüdük, sohbet ettik. Evlenmiş. Seni çok aramak istedim ama hiçbir arkadaşımı aramadığım için onlara haksızlık yapmak istemedim dedi. Şimdi her gün uzun yoldan geliyor, derse giriyor sonra tekrar uzun yola gidiyor. Ne için? Bir düşün ne için.

İki sence önceydi sanırım. Abimle beraberdik. Namazdan çıktık, bizim caminin müezziniyle biraz sohbet ettik. Bebeği rahatsızmış, kuvöze aldılar dedi. Üzüldüğünü, çok üzüldüğünü hissediyordum ama yüzünde tebessüm vardı, yüzünde teslimiyet vardı. Kolay değil, sınandığını biliyordu. O zaman farkına varamamıştım. Sonradan, çok sonradan düşününce anladım. Sen de düşün ne için? Bir düşün.

Yeni bir senenin, yeni bir dönemin başlangıcındayım. Geçen senelerden daha yoğun bir dönem olacak. Bana, yani bize düşen çalışmak. Hakikaten (Allah’ın lütfu ve yapılan bağışlar dışında) insana, kendi çalışmasından başkası yoktur. Birbirimize dua edelim, niyetimizi unutmadan çalışalım. Yorulsak da, sıkılsak da gönlümüz ferah olsun. Şüphesiz güldüren de O’dur, ağlatan da. Tevekkül etmeyi bırakmayalım. Eyvallah. Ne güzel diyordu değil mi? Eyvallah.