Aralık 2016 – Kadir Gültekin

Aylık Arşiv: Aralık 2016

Eymir Gölü / ODTÜ

Eskisi Gibi

Bugün saçma sapan bir vakitte uyudum. Olmayacak şeyler gördüm rüyamda. Şimdi buraya yazmayacağım ne gördüğümü. Ne kadar kaçmaya çalışsam da bilinçaltım yüzüme vuruyor, tokat gibi. Uzun zaman sonra bugün baktım. Bir sene kadar olmuştur. Yüzünü göster bana diyor, boşver şimdi diğerlerini. Bana, yüzünü göster. Tamam dedim, eyvallah. Baktım oraya doğru, arkasını döndü. Hissediyordum, bir şeyler kopup gidiyordu. Size hiç birisi el salladı mı? Bana salladı. Hava soğuktu, hava o kadar soğuktu ki ben ince giyinmiştim. Kadir dedim, Kadir.
Gösterdim yüzümü. Kendim de gördüm orada yüzümü. Kendime bakıyordum. Gözlerim kan çanağı olmuştu. Gülmeye çalışıyordum. Burada bir fotoğrafın vardı dedi; hatırlıyorum, duvara yaslanmıştın.
Nedense ben hatırlayamadım. Sustum biraz. Dua ettik. İçimden geçti yalan yok. Çok fazla hissetmedim bu yaşıma kadar yokluğunu ama içimden geçti. Burada olsaydın dedim, burada olsaydın, arada bir arardın. Ben açmaya korkardım her seferinde. Öyle olur çünkü bizim oralarda. Açınca, biraz konuşunca, rahatlardım herhalde. Yaşamadığım için bilmiyorum. Bazı şeyler elimizdeyken kıymetini bilmek gerek. Belki elimde olsaydı bilirdim kıymetini. Öyle işte. Bu arada; ney değil, balabanmış. Sonra öğrendim. Rüyalar önemlidir. Yolculukta hayır ve ferahlık vardır. Bir pazar sabahı İskenderpaşa’ya gidelim, eskisi gibi.

Gökyüzü / ODTÜ

Kalem

Defter. Kağıt. Kalem. Günlük tutmaya başladım. Yatağımın yanındaki cepte duruyor.
Bunu niye yazdım bilmiyorum. Her gün yazamıyorum ama olsun. Bazen yazmaya cesaret edemiyorum. Korku değil bu, başka bir şey.
Bilirsin. Bilir misin? Bence bilirsin. Kendinle konuşur gibi. Her şeyi herkese anlatamazsın, kendine bile anlatamazsın.
Zülüf dökülmüş yüze. Mendilimin yeşili. Sana hiç olmadı mı? Bana çok oldu. 4 gündür olmuyor. Tam 4 gündür yapamıyorum.
Yapamıyorum diye bir şey yok. Bak, bugün oldu. İnşallah olmuştur. Bir şeyi yapman gerekiyorsa ertelemeyeceksin. Neyse. Bunu sonra konuşuruz.
Burayı da zaten günlük gibi kullanıyorum. Kendime yazıyorum, ileride bir gün dönüp bakarım diye.
Her şeyi yazmıyorum ama. Her şey yazılmaz. İnsanın özeli diye bir şey var, değil mi?
Günlük tutmaya başladım o yüzden.
Anlatınca geçmiyor geçmemekte olan.
Yazınca iyi olur belki, bakalım.
Hava soğuk, hava bıçak gibi. Soğuğun iyi gelmediği zamanlardayız.
Mesafe. Mektup. Bilet. Güzel zamanlardı. Yani en azından ben öyle düşünüyorum.
Siz öyle düşünmüyorsunuz. Çok gülüyorsunuz. Çok… Yazmayayım gerisini.
Vurun yüzümüze; vurun ki, kendimize gelelim.
Yalan yok. Yalan söyleyen adam bizden değildir. Delikanlı olmak lazım.
Düzenli olmak iyidir. Vaktinde olması en güzelidir. Kafamızın içi dağınık, bu da iyidir.
Görüşürüz.

Mihman

Kuş uçtu; sen uçuşu hatırlıyorsun, ben kuşu.
Bir sürü şey sustuk.
Nasıldı, şimdi sen söyle.

“Ben iyi bir adam olamadım.
İyiler ilk görüşte tanınmaz.”

Ümran

Korkma

Doğu ve batı. Siyah ve beyaz. Perde. İnsanlık ölüyor. Müslümanları öldürüyorlar. Çocukları vuruyorlar. Bir daha oku. Bir daha. Ümran’ı tanıyor musun? Ümran’ı vurdular. İnsanlığı vurdular. Biz ne yaptık, ne yapıyoruz? Ümran’ın katilleriyle anlaşmalar yapıyoruz; boyun eğiyoruz, uslu çocuk oluyoruz. Sonra bir şey diyemiyoruz o çocuklar ölürken, o çocuklar feryat ede ede ölürken, biz, bir şey diyemiyoruz. Katillerle anlaştık çünkü, bağlı artık elimiz kolumuz. Niye katillerle anlaşma yapıyoruz, hiç düşündün mü? Niye onlara boyun eğiyoruz? Silahı var çünkü onların, tankı var, uçağı var, hava savunma sistemi var, teknolojisi var. Kuş uçurtmuyorlar. Vallahi kuş uçurtmuyorlar. Biz sadece üzülüyoruz. Ne olacak diyoruz, bir şeyler yapalım, harekete geçelim diyoruz. Sonuç? Elde var sıfır. Çocuklar ölmeye devam ediyor. Yazarken bile içim sıkılıyor. İçim sıkılıyor anlatabiliyor muyum? Çalışmıyoruz. Düşünmüyoruz. Üretmiyoruz. Bizim artık tüketmek yerine üretmek için çalışmamız lazım. Farkında değilsin belki ama Ümranların yaşaması o oturduğun sıralardan geçiyor. Sahte acılarla donattılar hayatımızı; fanusun içine aldılar bizi, göremez olduk kendimizden başkasını. Çalışmak lazım. Bağımlı olmamak lazım. Bahane üretmemek lazım. Nefsimizi, malayaniyi bırakıp adam olmak lazım. Gerçekten bir şeylerin değişmesini istiyorsak, üzülüp üzülüp iki gün sonra unutmak yerine; sabredip, üretmek lazım. Yanlışı kaldırıp, yerine doğru olanı koymak lazım. Zalimin karşısında dimdik durmak lazım!

Göklerin ve yerin (azap ve yardım) orduları yalnız Allah’ındır. Allah, yegâne galiptir, hüküm ve hikmet sahibidir. Fetih 7