Ekim 2016 – Kadir Gültekin

Aylık Arşiv: Ekim 2016

Âb-ı Hayattan Notlar 3

“…Madem yaşıyorsun, hayata geçsene! Sende gönül var, duygu var, akıl var, vicdan var; hayata geçsene! Önce kendin hayata geç, sonra da dostlarını hayata çağır. Dost kalmadı diyorsun. Hünerin varsa dost vasıflarına henüz sahip olmayanı al, yetiştir, dost yap. Emek verilmeden elde edilen şeyin kıymeti olmaz, anlamı olmaz. Şehri kendin kuracaksın. Şehri kendi kuran, bir yıkım olsa, hüner gösterir, tamir eder. Şehri hazır alan, ne sokakları bilir, ne meydanları. Bir yıkım olsa umursamaz. Yapman gereken şey manaları korumaktır. Bilmemek hamlıktır, çiğliktir. Bilmemek, canın hakkını vermemektir. Bilen, herkese hakkını verendir; bildiklerini sayıp döken değildir; ona geveze derler. Canın hakkını vermek, önce ona karşı dürüst olmaktır, onu aldatmamaktır. Sonra halini hatrını sormak, değer vermek, onu incitmemektir. Ham incitir. Ham meyve, dişi incitir; ham ruh, gönlü incitir. Bizim yandığımız, iyileredir, mazlumlaradır, masumlaradır. Yırtıcılar, kurnazlar, vahşiler, girişkenler topluma kendine yer edinirken, arkada kalan masumlar vardır, kolu kanadı kırılmış mazlumlar vardır, bizim yandığımız onlaradır. Adamlık yırtıcılıkla olmaz. Yırtıcılık vahşiliktir. Masumun pençesi yoktur, tırnağı yoktur. Bilmemek tehlikeye götürür. Hayata iman etmemek tehlikeye götürür. Ölüme iman etmemek tehlikeye götürür. Mevlânâ ne diyor; boynumda binlerce bıçak, kan döker durur. Bir de ne diyor; ne çeken ip meydanda ne çeken adam. Baksana insanlar ölüm yokmuş gibi yaşıyorlar. Ölüm yokmuş gibi yaşamak en büyük ahmaklıktır. Zulmü görmemek körlüktür, nankörlüktür, namertliktir, hamlıktır, çiğliktir. Hayat haktan ibarettir. Ölümü hak edene ölüm haktır. Hayatı hak edene hayat haktır. Önce kendimi tanıyayım, sonra muhatabı  tanıyayım, sonra da hayatı tanırım diye bir şey yoktur; bunların hepsi beraber gider. Sende iyi niyet, güzel ahlâk ve sağlam bir anlayış olduğu zaman korkma. Bunlar kaplardır. Bu kapları adaletle doldur, merhametle, muhabbetle doldur. Hakikati tutanlar bugün hakikati göstermede niye muvaffak olamadılar? Çünkü adaleti, merhameti, muhabbeti yeterince dolduramadılar. Kişi bunlarla dolmalıdır, hatta taşmalıdır. Yapılan her eğrilik, aklı, olduğu yerde döndürür. Yani akıl hareket eder; ama mesafe alamaz, bir neticeye ulaşamaz; çünkü yapılan eğrilik yüzünden aslında boşa dönüyor. Akıl mesafe alamayınca neticeye ulaşamayınca, gönül sıkılır. Sıkılan gönül, işini yapamaz olur, kararmaya, ölmeye başlar. Gönlü öldürmemek lazımdır ki ruh karanlıkta kalmasın…”

Âb-ı Hayat, Ömer Faruk Dönmez