Temmuz 2016 – Kadir Gültekin

Aylık Arşiv: Temmuz 2016

Sonbahar / ODTÜ

Bugün

İnsan kendi içinin düşmanı. Oturuyorsun, kalkıyorsun, konuşuyorsun, dinliyorsun, dinlemiyorsun, yürüyorsun, koşuyorsun, ağlıyorsun, yapıyorsun, her seferinde bir daha yapmayacağım dediğini yapıyorsun. Yalnız kalmaktan korkuyorsun, korkunun nedeni, hatalarınla, keşkelerinle, kendine söyleyemediklerinle yüzleşmek. Nereye kadar? Gittiği yere kadar. Yok öyle. Gitmiyor artık. İnsanlar çok kalabalık. En çok kalabalığın içinde fark edilmez insan. En çok kalabalığın içinde yalnız kalır. Bir insanın geleceğiyle oynamak ne kadar doğru? Önümüzü göremediğimiz bir hayat. Bir saniye sonrasını bile hesap edemiyoruz. En çok kötülüğü, bize emanet edilene yapıyoruz. Çok uyuyoruz. Çok konuşuyoruz. Çok yiyoruz. Bağımlıyız. Korkularımızla yüzleşmekten bizi alıkoyan ne varsa ona bağımlıyız. Tütün. Sigara. Alkol. Uyuşturucu. Twitter. Facebook. Ahir zaman. Ben en çok beni yüzüme karşı öven insandan korktum. Egolardan depo yaptık kendimize, kendimizi de onun içine koyduk. Bunu anlattım kendime, kendimle, en büyük düşmanımla başbaşa kaldığımda. İnsan insanın karanlığıdır. Kaç kişiyi boğduk kendi karanlığımızda? Bir korkularımızı boğamadık. Büyüyoruz. Her gün biraz daha. Her sene bir yaş daha. İnsan unuttuklarıyla beraberdir. Neyden korkuyorsun? Hazır değil misin? Oğlum olursa ismini Zülfikar koyacağım. Diğerini Remzi. Diğerini Ömer. İnşallah. Allah istemezse nefes bile alamazsın. Yalnız kalmaktan korkmadım hiç. Hiç yalan söylemedim. Bir tane seçme hakkım olsaydı, annem hiç gitmesin isterdim. İnsan bekliyor. Hata yapıyor. Geri dönemiyor. İnsan bilmediği konu hakkında konuşmayacak. Bilmediği bir hayat hakkında yorum yapmayacak. Zan yapmayacak. Kafire karşı kibir sadakadır. Okuduklarımızın deposu olduk çıktık. Ne diyordu şair: Bütün kitaplar tek bir kitabı daha iyi anlayabilmek içindir. Sana yardıma geleni niye geri çeviriyorsun? Kendimizi düşünmekten insanlığa kör olduk. 5 yıldızlı oteller. El ele tutuşan müslüman gençler. Kaybolan hayatlar. Atıklar. Hastaya değil, hastalığa bakmaya başladığım zaman. Görülme hissi. Bilinme hissi. Check-inler. Ben kaybolmaktan yanayım.

Âb-ı Hayat’dan Notlar 1

Doğru gitmek, muhafazalı gitmektir. Pisliğe bulaşmamak için gerekirse uzak yoldan gideceksin. Hayata karşı, dürüst nefes alıp vereceksin. İşin temeli budur: mert olacaksınYanardöner olmayacaksın. İhanetin, yalanın, zulmün gölgesi bile düşmeyecek üstüne. İnsanı yargılama. Bir kişi hakkında bir hükme varmak, onu yargılamaktır; meseleyi kişiler üzerinden değil, hastalıklar üzerinden  düşünmek gerekir. Hastaya bakarken, aslında hastalığa bakmak gerekir. Hastaya kızmanın ne âlemi var? Yazık zaten hasta olmuş. Bizde hekimlik iddiasıyla dolaşanların en bariz özelliği, hastaya kızmalarıdır. Hâlbuki sen hünerli bir hekimsen, hastaya kızmakla vakit kaybetmezsin, hastalığı teşhis eder, hemen tedaviye başlarsın. Fertler acizdir, hastadır, onları yargılamaya gerek yok. Ancak bir edebi muhafaza etmiş, çocuk gibi kalmış saf insan, mutlu olur. Savaşın sürdüğü toprakta ekme biçme olmaz. Bu zulümler sürdükçe canlar, hakikate yönelemiyor. Yönün değişmesi için pusula lazım. Zulümler canları pusulasız bırakıyor. Ölçüye tutunan, pusulasız kalmaz.

Âb-ı Hayat, Ömer Faruk Dönmez