Kadir Gültekin – "Azınlık olmak iyidir."

Sen Gel Diyorsun

“Sen yoksun ya böyle, ıssız Ankara.
Sensiz Ankara.
Duramam diyorum öf öf, sen dur diyorsun…”

Hepimiz Gibi

Bak.
Olmuşla ölmüşe çare yok. Tamam mı? Önüne geçemezsin eğer olacak bir şey varsa. Önce bunu bir kafana sok.
Ama hatalısın.
Hepimiz gibi. Hepimiz kadar. İnsansın nihayetinde. Topraktan gelen bir cansın. O kadar.
Ben toprağın sinesinden gelen bir insanım, hem düşünür hem severim. Budur taştan farklı yanım.
Her maddenin zerresini bedenimde taşıyorsam, ben ne bir taş ne bir ağacım. İnsanlığımla insanım.

Elinden geleni yapacaksın, gerisi Allah’a emanet.
Tamam mı?

İstanbul

Pencere

pencereyi kapama
gök dolabilir içeri
sen neyi görebilirsin
ıslak bir bulutun ağışını mı

pencereyi kapama
kuş dolabilir içeri
sen neyi taşıyabilirsin
kırık bir dalın yükünü mü

pencereyi aç
soluğun çıksın dışarı
sen büyütmedin mi ciğerinde onu
kokusu hayatı yıkasın diye

pencereyi aç
sesin sarsın dünyayı
duyulur elbet ta ötelerden
yürek kendini tanır

Sonu Görünmeyen / ODTÜ

Gözlerinden Geçerek

Daha önce hissetmediğim duygular bunlar. İnsan ne yapacağını, nasıl hareket edeceğini şaşırıyor. İçini dinliyorsun ama için seni dinlemiyor. Ulaşmak istiyorsun ama ulaşamıyorsun. Anlatmak istiyorsun ama kelimeler nefesine takılıyor. İçimde bir dosta gidecek olmanın huzuru var, inşallah. Son günlerde biraz farklı olaylar oldu hayatımda. Kendimi dışarıdan seyredemedim, geçen zaman ile iç içeydim sanki. Her şey yolunda gibiydi, ‘ben bile yolundaydım’. Bilmediğim bir şehrin bilmediğim caddelerinde yürüyordum. Düşündükçe işin içinden çıkamıyordum, işinden içinden çıkamadıkça düşünüyordum. Zor. Gerçi ne zaman kolayları sevdik ki. Bir yola çıkacağım. Uzun bir yol. Uzun bir karar. Yorgunum. Allah’ım çok yorgunum. Merhamet et. Sen merhamet edenlerin en hayırlısısın. Gözlerim beni taşımıyor artık. Dünyanın en uzun akşamı. Gözlerimin içine bakıyor. Gözleri, gözlerimin içine bakıyor. Biraz daha devam etse bitecek sanki her şey. Açamayacağım bir daha gözlerimi. Yürüyemeyeceğim bir daha. Bu yorgunluk, bu uzaklık bana iyi gelmiyor.

Söylenilmeyen her şeyin farkında olmak, bilmiyorum iyi mi. Bütün anlatılmayanlar yanımda, bütün susulanlar benimle birlikte. Bir uykudan, bir rüyadan uyanmak bu kadar zor olmamıştı hiç. Görmüyor. Hissetmiyor. Bakmıyor. Bir kuş çizelim beraber, bir kuş. Yasına uçarmış ya kuşlar, sana doğru uçuralım. Zaman geçiyor. Dünyanın içindeyim ama değilim sanki. Ah be. Kimse kimsenin yüzüne bakmıyor artık. Kimse kimseye dingin bir ikindi olmuyor. Azalıyoruz, zamanımız azalıyor. Sona yaklaşıyoruz, sana yaklaşıyoruz. Bu duvarlar yabancı bana. Bu gözleri, bu sesleri tanımıyorum. Kendimi hiç iyi hissetmiyorum. Bu yolun sonu görünmüyor ama olsun, yürüyorum. Bir kalbimiz var ya bizim, onu bölüştürmeden, gözlerinden geçerek.

13-15 Şubat 2018

Bazen

Az önce Akra FM’de bir sohbete denk geldim. Radyodaki sesi yine Akra’da, yaklaşık 4 ay önce de duymuştum, Sohbetin sonunda konuşan insanın Sadettin Ökten olduğunu öğrendim. İnternet üzerinde biraz araştırma yapınca bir sözüne denk geldim:

“İnsan bazen yalnızlığa da talip olmalı.”

Şimdi böyle yazınca aklıma bir Kızılderili’nin söylediği başka bir söz daha geldi:

“Biraz yavaşlayalım, ruhumuz geride kaldı.”

Belki de ilacımız bu. Biraz yalnızlık, biraz sessizlik, biraz kendine dışarıdan bakabilmek, rıza gösterilmeyen işleri terk etmek.